Subtropİkal İklİmde Sarımsak Yetİştİrmek: 2. BÖLÜM

ABD’de aktif halde ticari dolaşımı olan ve çoğu küçük çiftçiler tarafından üretilen yüzlerce sarımsak çeşidi bulunuyor. Türkiye’de de, pazar yerlerindeki çeşit sayısı kısıtlı olsa da, kimi atalık sarımsak çeşitlerini temin etmek mümkün. Pek bilinmese de, Taşköprü sarımsağı gibi narin boyunlu olanların yanında, iklimi sert geçen bölgelerde sert boyunlu sarımsakların da üretildiğini tahmin etmek zor değil.

Aslında pırasa ailesine mensup olan fil sarımsağını (ing. elephant garlic) dışarda bırakıp lezzet ve su içeriği gibi faktörleri de hesaba katarak, bahçede/tarlada yetiştirilecek çeşidi seçerken kendime sorduğum birkaç sorudan birisi, çeşidin narin boyunlu (ing. softneck) mu yoksa sert boyunlu (ing. hardneck) mu olduğu.

Narin boyunlu sarımsaklar (ör. Taşköprü, İnchelium Red ), birbirinden farklı iklimlere ve toprak yapılarına kolayca adapte olma özellikleriyle, gerek bitki başına düşen diş sayıları bakımından gerekse baş büyüklüğüyle öne çıksa da, istisnalar bulunmakla birlikte, sert boyunlu sarımsaklar (ör. Turkish Red Giant, Music) daha yoğun ve karmaşık lezzetleriyle ve görece daha kolay soyulan kabuklarıyla biliniyor. Bunun yanında, narin boyunlu sarımsaklar, sert boyunlu olanlara göre çimlenmeden ve çürümeden daha uzun süre depolanabildikleri için, çiftçilere hasattan sonra zamana yayabilecekleri istikrarlı bir gelir kalemi sunuyorlar.

ABD’nin kışı sert geçiren kuzey iklimlerinde sarımsak yetiştirmek, sonbaharda dişleri gövdelerinden ayırıp toprağa gömerek, takip eden senenin bahar sonu/yaz başına kadar beklemekten ibaret, görece zahmetsiz bir iş. Üstelik sarımsak, verimsiz toprakta bile yetişebiliyor.

Sarımsakta verim, kış soğukları, günlerin uzunluğu ve bahar aylarından itibaren tecrübe edilen sıcaklıklara bağlı olarak değişkenlik gösteriyor. Sert boyunlu sarımsaklar, dolgun dişlere sahip iri baş yapabilmek için, soğuk kış koşullarına ihtiyaç duyuyor ve ilkbahar gelip günlerin uzayarak 13 saatin üstüne çıkmasıyla, hava sıcaklığının 20°C’yi ve toprak sıcaklığının 15°C’yi geçmesiyle birlikte baş yapmaya başlıyorlar. Narin boyunlu sarımsaklar ise, kışı ılıman geçen iklim bölgelerinde de baş yapma konusunda kararlı olmalarıyla biliniyor.

Baharda aniden yükselen sıcaklıkların, özellikle sert boyunlu sarımsakların verimini olumsuz etkilediği biliniyor. Sarımsak veriminin, diğer bir ifadeyle diş ve baş büyüklüğünün artması isteniyorsa, bitkinin yapraklarının iri ve yaprak sayısının mümkün olduğu kadar fazla olmasını sağlamak ve tohumluk dişlerin ekiminden hasada kadar, bitki diplerini mutlaka bol bol malçla kaplayarak toprak sıcaklığını olabildiğince muhafaza etmek gerekiyor.

Soğuklama yöntemi

Bu serinin ilk yazısında belirttiğim gibi, önceki üretim sahamızın yer aldığı Tampa’nın (Florida) iklim şartlarında da Türkiye’nin Tampa iklimiyle benzerlikler gösteren ve kışın ılıman geçtiği kimi kıyı kesimlerinde de,  özellikle sert boyunlu sarımsakların toprağa doğrudan ekilmesiyle sonraki sene baş verecek sarımsaklar elde edilmesi mümkün olmuyor. Neyse ki bu sorunun üstesinden, soğuk depolama yöntemiyle gelmek mümkün.

Soğuklama, aslında uygulanması çok basit ve tohumluk sarımsakların iklimi uygun bölgelerde bu yönteme gerek kalmadan mağruz kaldığı soğuk kış dönemini taklit eden bir yöntem. Restoran ve pazar üretimi için ilk kez 2015 sonbaharında denemesini yaptığım yöntemin uygulanış biçimini, önemli olduğunu düşündüğüm bazı ipuçlarıyla birlikte aşağıda özetlemeye çalışacağım:

  1. Sarımsak yetiştiriciliği yapmak isteyenlerin, sarımsak satın alırken de kendi tohumluk sarımsaklarını ayırırken de bir baştaki dişlerin dolgun ve iri olmasına, kök bölgesinden yukarıya doğru hastalık bağlantılı çürümelerin bulunmamasına ve tohumluk sarımsakların dişlerinin baştan ayrılmamış olmasına dikkat etmesi gerekiyor.

Garlic1

Tohumluk, sert boyunlu Turkish Red Giant sarımsağı

Dişler baştan ayrıldığı takdirde, sarımsağın kabukları boyunca gaz emilimlerinin arttığı, bunun da dişlere artık baştan ayrıldıklarını haber vererek çimlenmeyi teşvik ettiğini biliyoruz.

2. Soğuklama (ing. vernalization) evresi için, delikli zımba, makas ya da başka bir delici aletle açılmış çok sayıda hava deliğine sahip kese kağıtları kullanabilirsiniz.

Garlic2

Soğuklama döneminde sarımsakların muhafaza edileceği kese

Soğuklama aşaması için 8 hafta yeterli olsa da, benim tecrübeme göre, 10-12 hafta aralığı zorlanırsa, başarı oranı ve hasat edilecek başların verimi artıyor. Bu zamanlamayı aklınızda tutarak ve işlemin başlama tarihini not alarak, yekpare haldeki sarımsakları kağıdın içine yerleştirip kesenin ağzını lastik bantla kapatın ve buzdolabının müsait bir rafına ya da örneğin sebzelik çekmecesine yerleştirin. Kese kağıdını soğuklama işlemi boyunca dolaptan çıkarmayın ve işlem için kesinlikle buzluğu kullanmayın.

3. Soğuklama yöntemini uygulayın ya da uygulamayın; sarımsakları baş halinde tutarak ve dişleri ekimden en fazla birkaç gün öncesine kadar baştan ayırmadan muhafaza etmelisiniz. Dikim zamanı geldiğinde ayırdığınız dişleri, besin değeri yüksek, yanmış kompostla harmanlanarak alt üst edilmiş ve iyi drene olan toprağa, işaret parmağınızın ilk boğumuna kadar gömdükten sonra toprağı sulayın ve hemen arkasından malçlayarak üstünü örtün.

Kompost

Dikim sonrası sarımsak sırası

Malc

Gevşek malç uygulaması

Yukardaki gibi gevşek malç uygulaması, hem toprağı serin tutacaktır hem de açık renkli olmasından dolayı ısıyı daha iyi yansıtacaktır. Bu tip bir uygulamada, malç kalınlığı ne kadar çok olursa ve kalınlık, malçın bozunmasına bağlı olarak, azaldıkça ne kadar malç eklemesi yapılırsa o kadar iyi olur. Gevşek ve hafif malç tipi yerine, gözenekliliği daha az olan talaş da sarımsak köklerinin havaların baharda ısınmasıyla birlikte ihtiyaç duyacağı ısı izolasyonu için iş görecektir.

4. Sarımsakların irileşmesini teşvik edecek sağlıklı ve derinlere salınmış kök yapısını elde edebilmek için, sarımsak yatağını/sırasını derinlemesine ama seyrek şekilde ve ihtiyaca bağlı olarak sulamalısınız. Yağışlı geçen ve toprak neminin yeterli olduğu dönemlerde, sarımsakların çürümesine neden olmamak için, sulamaya ara vermenizi tavsiye ederim.

5. Sarımsak, yaşam döngüsünü, ilkbaharın son ve yazın ilk aylarıyla birlikte bitki döngüsünü tamamlar. Bunun yanında, yeraltında yetişen bir bitki olduğu için, hasat zamanının gelip gelmediğini anlamak her zaman kolay olmuyor. Narin ya da sert boyunlu sarımsaklarda hasat zamanının yaklaştığını haber veren önemli bir belirti, toprak seviyesinden yukarı doğru 3-4 yaprağın sararmaya başlaması. Buna ek olarak, narin boyunlu sarımsaklarda, hasat zamanının geldiğini sapların zayıflayıp yan yatmasından da anlayabilirsiniz.

Sert boyunlu sarımsaklarda ve nadiren de olsa narin boyunlu sarımsaklarda görülen bir diğer hasat belirtisi ise kök seviyesinden biterek bitkinin yaprakları arasından uzayıp gelişen çiçek sapları. Bu saplar boy atıp kendi etrafında kıvrılmaya başladıklarında kesilip taze olarak salatalarda veya yemeklerde tüketilebilirler. Sarımsağın kendisi kadar acı olmayan ve ağza dağılan yoğun sarımsak tadıyla ABD’de restoran çiftçiliğinin önemli ve çok lezzetli bir ürünü olan bu saplar, oluşumlarını tamamladıktan birkaç hafta kadar sonra sarımsak hasadının yapılabileceğinin de habercisi oluyor.

Scapes

Sert boyunlu sarımsağın çok lezzetli çiçek sapları

Kürleme

Sarımsaklar, kök sistemleri zedelenmeden ve sap bütünlüğü korunarak hasat edildikten sonra, hava sirkülasyonunun kesintiye uğramadığı, üstü tercihen kümes teli benzeri bir malzemeyle kaplanmış ve doğrudan güneş almayan bir düzleme yatırılarak, kök bölgelerindeki toprağın kuruması sağlanmalıdır.

GarlicHarvest1

Hasat edilen taze sarımsaklar havalandırılıyor

1-2 günlük havalandırma işleminden sonra, sarımsaklar iç ortamda baş aşağı sarkıtılarak, sarımsakların en dışındaki birkaç kabuk tabakası iyice kuruyuncaya ve sertleşinceye kadar kurutma işlemi gerçekleştirilir.

GarlicHarvest2

Depolanmaya hazır sert boyunlu sarımsaklar

İki hafta kadar sürecek olan kurutma işlemin ardından, sarımsaklar sapları ve kökleri kesilerek hava sirkülasyonunun iyi olduğu, serin bir ortamda ve file kese içinde depolanabilirler. Narin boyunlu sarımsaklar, sapları kesilmeden ve saplar birbirine örülerek de kürlenebilirler.

-BİTTİ-

facebooktwitter


Bİberlerde Sİlİk Benek Vİrüsü’yle (Pepper Mild Mottle Virus) Bİr Mücadele Yöntemİ

Silik Benek Virüsü (Pepper Mild Mottle Virus), özellikle tarla koşullarında yetiştirilen biberlerde yaygın şekilde görülebilen ve tütün mozaik virüsü (Tobamovirus) ailesine üye bir hastalıktır. Virüs hastalıkları, tohumdan tohuma geçiyor ve çoğunlukla herhangi bir tedavi yöntemi bulunmuyor.

Silik Benek Virüsü patojeni, bitki dokusunun ve tohumlarının mikroskopik yarıklarından girerek hastalığa yol açıyor ve fidenin dikili olduğu saksı veya tarla toprağında ve bitkinin yetiştirildiği serada uzun süre varlığını sürdürebiliyor. En yaygın yayılma yolunun insan eliyle bitkiden bitkiye temas olduğu ve virüslü bitkinin sağlıklı bitkilere sürtünmesiyle de hastalığın yayıldığı biliniyor.

Tohumla ilgili laboratuvar testleri maliyetli olduğundan ve genelde bir ev bahçecisinin ya da küçük çiftçinin bu testleri yaptırma imkanı bulunmadığından, bitkinin Silik Benek Virüsü’nü taşıyıp taşımadığının tespiti için belli semptomlardan yararlanılabilir. Bu semptomlardan bazıları, aşağıda internetten aldığım örneklerde de görüldüğü gibi, yapraklarda renk kaybı, bitkide büyüme geriliği ve yaprak örtüsünde büzüşmeler, ve meyvelerde şekil bozukluğu ile renk kayıpları olarak sıralanabilir.

 

Semptom1 Semptom2

Semptom7Semptom6

 

Aşağıdaki resmi de Mayıs’ın ilk haftasında çektim. Bitkinin görünüşü, Silik Benek Virüsü’nün neden olduğu semptomlara işaret ettiği için bahçe eldivenlerimi giydim ve bitkiyi yerinden sökerek ve diğer bitkilere sürtünmemesine dikkat ederek, üretim alanından uzaklaştırdım.

 

May2017

 

Trisodyum Fosfat (TSF) uygulaması

Özellikle nadir atalık tohumlar söz konusu olduğunda, sağlıklı ve virüsten yoksun olduğu gözlenen bitkilerden tohum alınması, tohum devamlılığının  sağlanabilmesi açısından büyük önem taşıyor. Biber virüsüyle bilinen etkin bir mücadele yöntemi bulunmasa da, TSF uygulamasıyla başarılı sonuçlar elde edilebiliyor. TSF, kabaca, güçlü bir deterjan olarak biliniyor ve boyanacak yüzeylerdeki çözülmesi zor lekelerin etkin şekilde temizlenmesinde kullanılıyor.

 

TSF

 

Bir süre önce, Yunanistan’a ait bir atalık biber çeşidinin tohumları, virüslü olduğu tespitini içeren bir notla birlikte elime geçtiğinde, TSF uygulamasını denemek için iyi bir fırsat doğdu. Yöntemin her uygulamada etkin olmadığını, bazı durumlarda da tohum çimlenme oranlarını düşürdüğünü belirterek, uygulamanın adımlarını aşağıda aktarmaya çalışacağım:

UYARI!!! Uygulamaya başlamadan ve güçlü bir kimyasal madde olan TSF’yle temas etmeden önce eldiven giymeyi unutmayın. İşlem sırasında, bulaşık eldiveni kullanabilirsiniz.

  1. Önce ılık suyla %10’luk TSF çözeltisini hazırlayın. Bunun için, örneğin, 10 gr TSF’yi 80 ml’lik su içinde çözdürdükten sonra, hacmi 100 ml’ye tamamlamak için gereken kadar su ilave edilmeli.  %10’luk oranı korumak koşuluyla, çözeltiye ihtiyacınız olan kadar TSF ve su ilave edebilirsiniz.
  2. Virüslü tohumları çözeltinin içine bırakın. Bunun için, tül bir kese de kullanabilirsiniz. Ben, plastik bir kaşık yardımıyla tohumları sıvı içine bastırarak, çözeltinin iyice yedirildiğinden emin olmak için kese kullanmadım.

 

VT1

 

3. Tohumları, her yarım saatte bir çözeltiyi karıştıracak şekilde, iki saat kadar çözeltinin içinde bırakın.

4. Süre sonunda, bir süzgeç yardımıyla tohumları alın ve suyla  yıkayarak iyice temizleyin.

 

VT2

 

5. Temizlediğiniz tohumları boş bir kaba alarak iyice kurutun ve çimlendirme malzemesine dikin.

Mutlu son

Uygulamadan sonra kuruttuğum tohumları çimlendirdim. Elde ettiğim sağlıklı fidelerde herhangi bir virüs belirtisi görülmedi.

 

GreekSaucer

 

Son olarak, TSF uygulamasının, Tobamovirus ailesindeki diğer hastalıklar (ör. tütün mozaik hastalığı) üstünde de etkili olabildiğini ve domateslerle patateslerdeki virüs hastalıklarıyla mücadelede kullanabileceğinizi belirtmek isterim.

facebooktwitter


Subtropİkal İklİmde Sarımsak Yetİştİrmek: 1. BÖLÜM

Yaşadığımız iklimin tropik iklime geçiş bölgesinde yer almasından dolayı geç sonbahar, kış ve erken/orta ilkbahar dönemleri oldukça ılıman ve kuru geçiyor. Mayıs ayının son haftasından itibaren başlayan ve yaz boyu devam ederek yılına göre Eylül ortasına, yılına göre Ekim başına kadar süren yoğun yağışlı dönemse, genelgeçer sebzelerin yetiştirilmesini zorlaştırıyor.  Eğer bitkileri Haziran ve sonrasında tohumlarını hasat etmek için yetiştiriyorsanız, işler zararlıların ve nemin artmasıyla daha da zorlaşıyor. Bunların üstüne bir de toprağınız iyi drene olmayıp su tutuyorsa, yağışların bitki köklerini çürütmesi kaçınılmaz oluyor.

İşte bundan yaklaşık dört sene önce tohum şirketimizi ilk kurduğumuzda, üretim alanımız yukarda özetlemeye çalıştığım iklim koşullarının hakim olduğu Tampa Şehri’nin içinde yer alan ve tarım yapma izni olan bir mahallede, kocaman arazilerin üstüne kurulmuş kocaman evlerin arasına sıkışmış  bir keçi çiftliğinin kullanımda olmayan 1-1.5 dönümlük arazisinden ibaretti. Zaten ılıman olan bir iklimde, bu kadar çok yapı, mikro ölçekte ısıyı daha da arttırıyor ve tohumunu hasat edebilmek için soğuk terbiyeye/depolamaya ihtiyaç duyan baş lahana, kara lahana, pırasa, baş soğan, ve havuç gibi iki yıllık bitkilerden tohum alma işlemini çok daha zor hale getiriyordu.

Yeni tarla, yeni koşullar

JD2

Yeni üretim sahamız, Eylül 2015

2015 yazının sonlarına doğru, ilk üretim sahamızdaki yolculuğumuzun bitmesiyle ve sonbaharın gelişiyle birlikte, kullanılabilir alanı on dönümü bulan yeni bir araziye geçtiğimiz ilk günlerde, henüz yetiştirme şartlarımızın ne kadar değiştiğinin farkına varmamıştık.

Artık gönül rahatlığıyla “tarla” olarak adlandırabileceğimiz bu yeni arazi, şehre açılan ana yola bitişik, çevresinde ısıyı emecek ev sayısının bir elin parmaklarını geçmediği ve dağınık şekilde yer aldığı, yaban hayatıyla milli parkların çevrelediği ve anayola dik olan ekseni aşağı yukarı Kuzey-Güney yönünde bir konumda bulunuyor ve mevsim normallerinin söz konusu olduğu yıllarda kışları 3-4 kez dona maruz kalıyordu. Bu son özellik, daha önce  birçok bitkinin ve tohum çeşidinin sağlıklı şekilde yetiştirilmesine önemli katkıda bulunacaktı.

Mutfak boyasının rengi: Sarımsak

Pişirene ve pişirme tekniğine de bağlı olmak kaydıyla, yemeklerde lezzet ve kullanım boyutunda yarattığı derinlikten dolayı enginar ve patatesle birlikte aynı kategoride ele aldığım sarımsak, benim için mutfağın vazgeçilmezlerinden birisi.

Seed Savers Exchange’in 2015’te yapılan 40. yıl konferansında sohbet etme fırsatı bulduğum, kurumun sarımsak danışmanı John Swenson, “Sarımsaksız bir mutfak, renk olmadan resim yapmaya benzer.” dediğinde, sayfalar dolusu yazarak anlatılabilecek bir konuyu nasıl bir çırpıda özetlediğinin farkında mıydı bilmiyorum.

Konferanstan döndükten kısa bir süre sonra yeni araziye geçişle birlikte, hem mutfak değeri bakımından hem de restoran çiftçiliği bakımından önemli bu bitkiye yetiştirme listemizde hak ettiği yeri vermemiz artık kaçınılmaz olmuştu.

facebooktwitter