Bİberlerde Sİlİk Benek Vİrüsü’yle (Pepper Mild Mottle Virus) Bİr Mücadele Yöntemİ

Silik Benek Virüsü (Pepper Mild Mottle Virus), özellikle tarla koşullarında yetiştirilen biberlerde yaygın şekilde görülebilen ve tütün mozaik virüsü (Tobamovirus) ailesine üye bir hastalıktır. Virüs hastalıkları, tohumdan tohuma geçiyor ve çoğunlukla herhangi bir tedavi yöntemi bulunmuyor.

Silik Benek Virüsü patojeni, bitki dokusunun ve tohumlarının mikroskopik yarıklarından girerek hastalığa yol açıyor ve fidenin dikili olduğu saksı veya tarla toprağında ve bitkinin yetiştirildiği serada uzun süre varlığını sürdürebiliyor. En yaygın yayılma yolunun insan eliyle bitkiden bitkiye temas olduğu ve virüslü bitkinin sağlıklı bitkilere sürtünmesiyle de hastalığın yayıldığı biliniyor.

Tohumla ilgili laboratuvar testleri maliyetli olduğundan ve genelde bir ev bahçecisinin ya da küçük çiftçinin bu testleri yaptırma imkanı bulunmadığından, bitkinin Silik Benek Virüsü’nü taşıyıp taşımadığının tespiti için belli semptomlardan yararlanılabilir. Bu semptomlardan bazıları, aşağıda internetten aldığım örneklerde de görüldüğü gibi, yapraklarda renk kaybı, bitkide büyüme geriliği ve yaprak örtüsünde büzüşmeler, ve meyvelerde şekil bozukluğu ile renk kayıpları olarak sıralanabilir.

 

Semptom1 Semptom2

Semptom7Semptom6

 

Aşağıdaki resmi de Mayıs’ın ilk haftasında çektim. Bitkinin görünüşü, Silik Benek Virüsü’nün neden olduğu semptomlara işaret ettiği için bahçe eldivenlerimi giydim ve bitkiyi yerinden sökerek ve diğer bitkilere sürtünmemesine dikkat ederek, üretim alanından uzaklaştırdım.

 

May2017

 

Trisodyum Fosfat (TSF) uygulaması

Özellikle nadir atalık tohumlar söz konusu olduğunda, sağlıklı ve virüsten yoksun olduğu gözlenen bitkilerden tohum alınması, tohum devamlılığının  sağlanabilmesi açısından büyük önem taşıyor. Biber virüsüyle bilinen etkin bir mücadele yöntemi bulunmasa da, TSF uygulamasıyla başarılı sonuçlar elde edilebiliyor. TSF, kabaca, güçlü bir deterjan olarak biliniyor ve boyanacak yüzeylerdeki çözülmesi zor lekelerin etkin şekilde temizlenmesinde kullanılıyor.

 

TSF

 

Bir süre önce, Yunanistan’a ait bir atalık biber çeşidinin tohumları, virüslü olduğu tespitini içeren bir notla birlikte elime geçtiğinde, TSF uygulamasını denemek için iyi bir fırsat doğdu. Yöntemin her uygulamada etkin olmadığını, bazı durumlarda da tohum çimlenme oranlarını düşürdüğünü belirterek, uygulamanın adımlarını aşağıda aktarmaya çalışacağım:

UYARI!!! Uygulamaya başlamadan ve güçlü bir kimyasal madde olan TSF’yle temas etmeden önce eldiven giymeyi unutmayın. İşlem sırasında, bulaşık eldiveni kullanabilirsiniz.

  1. Önce ılık suyla %10’luk TSF çözeltisini hazırlayın. Bunun için, örneğin, 10 gr TSF’yi 80 ml’lik su içinde çözdürdükten sonra, hacmi 100 ml’ye tamamlamak için gereken kadar su ilave edilmeli.  %10’luk oranı korumak koşuluyla, çözeltiye ihtiyacınız olan kadar TSF ve su ilave edebilirsiniz.
  2. Virüslü tohumları çözeltinin içine bırakın. Bunun için, tül bir kese de kullanabilirsiniz. Ben, plastik bir kaşık yardımıyla tohumları sıvı içine bastırarak, çözeltinin iyice yedirildiğinden emin olmak için kese kullanmadım.

 

VT1

 

3. Tohumları, her yarım saatte bir çözeltiyi karıştıracak şekilde, iki saat kadar çözeltinin içinde bırakın.

4. Süre sonunda, bir süzgeç yardımıyla tohumları alın ve suyla  yıkayarak iyice temizleyin.

 

VT2

 

5. Temizlediğiniz tohumları boş bir kaba alarak iyice kurutun ve çimlendirme malzemesine dikin.

Mutlu son

Uygulamadan sonra kuruttuğum tohumları çimlendirdim. Elde ettiğim sağlıklı fidelerde herhangi bir virüs belirtisi görülmedi.

 

GreekSaucer

 

Son olarak, TSF uygulamasının, Tobamovirus ailesindeki diğer hastalıklar (ör. tütün mozaik hastalığı) üstünde de etkili olabildiğini ve domateslerle patateslerdeki virüs hastalıklarıyla mücadelede kullanabileceğinizi belirtmek isterim.

facebooktwitter


Subtropİkal İklİmde Sarımsak Yetİştİrmek: 1. BÖLÜM

Yaşadığımız iklimin tropik iklime geçiş bölgesinde yer almasından dolayı geç sonbahar, kış ve erken/orta ilkbahar dönemleri oldukça ılıman ve kuru geçiyor. Mayıs ayının son haftasından itibaren başlayan ve yaz boyu devam ederek yılına göre Eylül ortasına, yılına göre Ekim başına kadar süren yoğun yağışlı dönemse, genelgeçer sebzelerin yetiştirilmesini zorlaştırıyor.  Eğer bitkileri Haziran ve sonrasında tohumlarını hasat etmek için yetiştiriyorsanız, işler zararlıların ve nemin artmasıyla daha da zorlaşıyor. Bunların üstüne bir de toprağınız iyi drene olmayıp su tutuyorsa, yağışların bitki köklerini çürütmesi kaçınılmaz oluyor.

İşte bundan yaklaşık dört sene önce tohum şirketimizi ilk kurduğumuzda, üretim alanımız yukarda özetlemeye çalıştığım iklim koşullarının hakim olduğu Tampa Şehri’nin içinde yer alan ve tarım yapma izni olan bir mahallede, kocaman arazilerin üstüne kurulmuş kocaman evlerin arasına sıkışmış  bir keçi çiftliğinin kullanımda olmayan 1-1.5 dönümlük arazisinden ibaretti. Zaten ılıman olan bir iklimde, bu kadar çok yapı, mikro ölçekte ısıyı daha da arttırıyor ve tohumunu hasat edebilmek için soğuk terbiyeye/depolamaya ihtiyaç duyan baş lahana, kara lahana, pırasa, baş soğan, ve havuç gibi iki yıllık bitkilerden tohum alma işlemini çok daha zor hale getiriyordu.

Yeni tarla, yeni koşullar

JD2

Yeni üretim sahamız, Eylül 2015

2015 yazının sonlarına doğru, ilk üretim sahamızdaki yolculuğumuzun bitmesiyle ve sonbaharın gelişiyle birlikte, kullanılabilir alanı on dönümü bulan yeni bir araziye geçtiğimiz ilk günlerde, henüz yetiştirme şartlarımızın ne kadar değiştiğinin farkına varmamıştık.

Artık gönül rahatlığıyla “tarla” olarak adlandırabileceğimiz bu yeni arazi, şehre açılan ana yola bitişik, çevresinde ısıyı emecek ev sayısının bir elin parmaklarını geçmediği ve dağınık şekilde yer aldığı, yaban hayatıyla milli parkların çevrelediği ve anayola dik olan ekseni aşağı yukarı Kuzey-Güney yönünde bir konumda bulunuyor ve mevsim normallerinin söz konusu olduğu yıllarda kışları 3-4 kez dona maruz kalıyordu. Bu son özellik, daha önce  birçok bitkinin ve tohum çeşidinin sağlıklı şekilde yetiştirilmesine önemli katkıda bulunacaktı.

Mutfak boyasının rengi: Sarımsak

Pişirene ve pişirme tekniğine de bağlı olmak kaydıyla, yemeklerde lezzet ve kullanım boyutunda yarattığı derinlikten dolayı enginar ve patatesle birlikte aynı kategoride ele aldığım sarımsak, benim için mutfağın vazgeçilmezlerinden birisi.

Seed Savers Exchange’in 2015’te yapılan 40. yıl konferansında sohbet etme fırsatı bulduğum, kurumun sarımsak danışmanı John Swenson, “Sarımsaksız bir mutfak, renk olmadan resim yapmaya benzer.” dediğinde, sayfalar dolusu yazarak anlatılabilecek bir konuyu nasıl bir çırpıda özetlediğinin farkında mıydı bilmiyorum.

Konferanstan döndükten kısa bir süre sonra yeni araziye geçişle birlikte, hem mutfak değeri bakımından hem de restoran çiftçiliği bakımından önemli bu bitkiye yetiştirme listemizde hak ettiği yeri vermemiz artık kaçınılmaz olmuştu.

facebooktwitter